0544 245 6365 / 0212 232 2526

trao

Hasta Bilgilendirme

İlizarov Cerrahisi

Tarihçe

Profesör Gavriil Abramovich İlizarov 1921 yılında Kafkasya’da (SSCB) doğmuştur. Eğitimine olanaksızlıklar nedeniyle, ancak 11 yaşında başlamış; Tıp doktoru olduktan sonra Sibirya’nın Kurgan şehrinde çalışmıştır. Bulunduğu bölgede, tek ortopedist olarak çalışmış; bu nedenle çeşitli ortopedik rahatsızlıklarda farklı tedavi yöntemleri uygulamıştır. Bunlardan en önemlisi ve tüm dünyada halen özel bir öneme sahip olan “distraksiyon osteogenezi” kavramıdır. Bu teknik, ilk olarak köpekler üzerinde deneysel çalışmalar yoluyla başlamış, daha sonra insanlar üzerinde uygulanmıştır. Bu yöntemle, o güne kadar tedavisi oldukça sorunlu olan kemik kırıklarının kaynatılması, kaynamayan kırıkların tedavisi ve yanlış kaynayan kırıkların düzeltilmesi mümkün olmaktadır. Dr. İlizarov tarafından  prensipleri ortaya konan bu yöntem, 1950’li yıllardan itibaren kullanılmakla beraber dünyada bilinmesi oldukça geç olmuştur. 1967 yılında olimpiyat şampiyonu bir atlet olan Valery Brumel’in problemli ve başka cerrahlarca kaynatılmayan ayak bileği kırığının, Dr.İlizarov tarafından başarılı bir şekilde tedavisi sonrasında bu yöntem tüm dünyada tanınır hale gelmiştir. 1971 yılında SSCB, Kurgan’da kendi adının taşıyan “İlizarov Restoratif Travmatoloji ve Ortopedi Enstitüsü”nü açmıştır. Bu enstitüde klinik uygulamalar yanında, deneysel çalışmalar da yapılmaktadır. 1981 yılında İtalyadan Profesör A.Bianchi-Maiocchi’nin daveti üzerine Dr.İlizarov tekniğini batı dünyasına tanıtma fırsatı bulmuştur. Böylece, bu yöntemin tüm dünyada yaygın bir şekilde kullanılması mümkün olmuştur.

Dr.İlizarov Sovyet Akademi Tıp ödülü, 3500 bilimsel yayın, 9 kitap sahibi olup, birçok kongre ve toplantıda çalışmalarını sunmuş ve tecrübelerini aktarmıştır. 1992 yılında, 71 yaşında yaşama veda ettiğinde, ortopedi dünyasına büyük bir miras bırakmıştır.

Teknik

Ekstremite uzatma ve rekonstrüksiyon teknikleri, kemik kayıplarının yerine konması ve deformite dediğimiz eğriliklerin düzeltilmesi, kaynamayan kırıkların kaynatılması gibi pek çok problemin tedavisinde kullanılmaktadır. Prensip olarak ve genellikle yöntem sirküler dediğimiz çember şeklindeki cihazlarla uygulanmakla beraber, bazen monolateral dediğimiz tek yanlı cihazlar da kullanılmaktadır.

a)      Yöntem uygulanmadan önce, her iki bacağın pelvisden (leğen kemiği) topuğa kadar içerecek şekilde uzun bacak röntgenleri çekilmelidir. Bu röntgenler üzerinde ameliyat öncesi, ilgili ekstremitenin (uzvun) planlaması yapılarak eğriliğin “nasıl ve kemiğin neresinden” düzeltileceği belirlenir. Ayrıca yine bu röntgenler yardımıyla, iki bacak arasında ne kadar uzunluk farkı olduğu ve ne kadar uzatma yapılması gerektiği saptanır.

b)      Hastanın röntgen üzerinde ameliyat planlaması yapıldıktan sonra, kullanılacak olan frame (ameliyat cihazı) hastanın boyuna ve bacak kalınlığına göre uygun ölçüler seçilerek hazırlanır. Frame bacağından geçirilerek röntgen çekilir. Bu şekilde hazırlanan cihazın uygun olup olmadığı belirlenir.

c)      Ameliyat sırasında, önceden hazırlanmış frame vida ve teller yardımıyla kemiğe tespit edilir. Bundan sonra yaklaşık 2 cm’lik bir insizyon (kesi) ile osteotomi dediğimiz kemik kesme işlemi yapılır. Bu şekilde, neredeyse hiç kanama olmadan ve çok küçük yaralar ile ameliyat tamamlanmış olur ki; buna minimal invazif (az hasarlı) ameliyat tekniği denir.

d)     Ameliyat sonrası, kesilen kemik bölgesindeki kemik hücrelerinin işleme hazır hale gelmesi için (latent dönem), genellikle 1 hafta beklenir. Daha sonra cihaz üzerindeki yardımcı elemanlarla kemik uzatılır veya eğrilik düzeltilir. Bu işlem, ameliyat niteliğine göre değişmekle beraber yaklaşık 2-3 ay sürebilir. Hastanın damar ve sinir gibi hayati yapılarının zarar görmemesi için, güvenli düzeltme ritmi uygulanır ki; genellikle yardımcı elemanlar günde 4 defa bir tam tur çevrilir.

Ameliyat sonrası rehabilitasyon

Hastalar genellikle ameliyat sonrası ertesi gün koltuk değneği yardımıyla yürütülür. Hastalara ameliyat sonrası 1.gün rehabilitasyon başlanır. Amaç, eklem hareket açıklığını korumak, kontraktür dediğimiz kas sertliklerini önlemek ve kas tonusunu normal tutmaktır. Hastalar 5-7 günlük hastanedeki bu ilk rehabilitasyon ve cihaza uyum süreci sonunda taburcu edilirler. Bu süreç kemik kaynayana ve cihaz çıkarılana kadar evlerinde veya işyerlerinde devam eder.

Kemiğin olgunlaşması ve cihazın çıkarılması

Hastalar 2-3 haftada bir poliklinik kontrollerine gelirler. Bu muayenede, cihazın bakımı ve tel/vidaların ciltteki durumu kontrol edilir. Tel ve vida bakımı hastalara her kontrolde tekrar öğretilir. Ayrıca çekilen röntgende kemiğin durumu kontrol edilir.

Eğrilik düzeltme ameliyatı yapılmışsa, genellikle 3 ayda kemik olgunlaşır ve cihaz çıkarılır. Eğer uzatma işlemi yapılıyorsa, tedavi süresi genellikle uzatılacak her bir cm için yaklaşık 1.5 ay olarak hesaplanır. Örnek olarak; bir kemiği 5 cm uzatmayı planlamışsak, toplam tedavi süremiz yaklaşık 7.5 aydır. Ancak bu süre; hastanın yaşı, genel vücut sağlığı ve kemik kalitesine göre farklılık gösterir. Özellikle sigara kullanılması bu süreyi çok uzatmaktadır. Cihaz çıkarıldıktan sonra, kemiğin tam güçlenebilmesi için, yaklaşık 1-2 ay süreyle alçı veya plastik cihaz (breys) kullandırılır.

Önemli noktalar

İlizarov cerrahisi basit görünmekle beraber, ehil ellerde yapılmadığında ve yöntem iyi uygulanmadığında, sonuç hüsran olmaktadır. Gerek ameliyat sırasında gerekse tedavi süresince Dr.İlizarov tarafından ortaya konan ilkelere uyulmadığında, komplikasyon dediğimiz hem hekim hem de hasta için üzücü problemlerle karşılaşılmaktadır.

Bu ameliyatlar, yöntemin iyi bilindiği ve uygulandığı merkezlerde ehil ortopedistler tarafından yapılmalıdır.

Hasta bu ameliyatın fayda ve zararları, olası problemleri hakkında bilgilendirilmeli ve bu ameliyata uyum sağlayamayacağı düşünülüyorsa, başka bir yöntem tercih edilmelidir.

Hasta başta tel/vida ve cihaz bakımını çok iyi yapmalı, doktoru tarafından verilen önerileri tam olarak yerine getirmelidir. Tel/vida bakımı %70 saf alkol veya %10 Betadin solüsyonları ve steril gazlı bez kullanılarak her gün yapılmalıdır. Bu materyallerin etrafında kızarıklık, akıntı ve yarada büyüme gibi enfeksiyon belirtileri görüldüğünde en kısa sürede ameliyatı yapan doktora görünmelidir.

Özellikle sigara kullanılması yeni kemiğin oluşumu ve olgunlaşmasını geciktirdiğinden kesinlikle sigara kullanılmamalıdır. Sigarayı bırakamayacak hastalarda başka bir yöntem tercih edilmelidir. Bunun dışında, hastalar genel vücut sağlığına gereken özeni göstermeli ve doktorunun önerdiği beslenme rejimine dikkat etmelidir.

Yaşlılarda görülen en sık kırık nedir, tedavisi nasıl yapılır?

KALÇA KIRIKLARI

Yaşlılarda görülen en sık kırık tipi kalça kırığı olup; hastanın hayatını tehdit eder.

Femur Boynu Kırıkları

Tüm kırıkların yaklaşık %1’ini oluşturur. %80 60 yaş üzerinde ve kadınlarda erkeklere göre 4-5 kat daha fazla görülür. Kalça üzerine düşme veya çarpma şeklindeki dolaysız zorlama ile femur boynunda kırık oluşabilir.

Klinik ve tanı:

Hastanın genel durumunda fazla bir değişiklik yoktur. Ayrılmamış kırıklarda; kalça bölgesinde ağrı vardır. Topuktan veya büyük trokanterden vurulduğunda kalçada ağrı ortaya çıkar. Ayrılmış kırıklarda ise, çok şiddetli ağrı olup hasta bacağını oynatamaz ve dışa dönüktür. Kesin tanı röntgenle konulur. Osteoporotik hastalarda, dişlenmiş kırıklar röntgende atlanabilir, bu durumda bilgisayarlı tomografiden yararlanılabilir.

Tedavi:

Femur boyun kırıkları zor iyileşen kırıklardandır. Kırık nedeniyle femur başının beslenmesi bozulur ve femur başı avasküler nekrozu gelişebilir. Bu nedenle femur boyun kırıklarının tedavisi her yaş grubu için cerrahidir. Yaşlılarda femur başı parsiyel protezi, gençlerde anatomik redüksiyonu takiben, kalça kompresyon çivileri, çocuklarda ise, epifiz plağında az hasar oluşturacak ince multipl çiviler (Knowles çivileri) ile tespit yapılır. Protez uygulamalarından sonra erken hareket ve yük vermeye izin verilirken, internal tespit yapılanlarda radyolojik olarak kaynama dokusu görülünce ağırlık vermeye izin verilmelidir.  Bu kırıklardan sonra görülen en önemli problemler, hastanın genel sağlık durumunun kötüleşmesidir. Bu nedenle hasta en uygun ve kısa sürede ameliyat edilerek ayağa kaldırılmalıdır, aksi takdirde, kalp ve solunum yetmelikleri sebebi ile hasta kaybedilebilir.

GELİŞİMSEL KALÇA DİSPLAZİSİ

 (DOĞUŞTAN KALÇA ÇIKIĞI)

Tanım:

Çocuklardaki gelişim süreci içinde oluşan kalça eklemindeki uyumsuzluk sonucunda oluşan bir klinik tablodur. Daha önceleri Doğuştan Kalça Çıkığı (DKÇ) olarak adlandırılırken, kalça ekleminde doğuştan çıkık olmadığı fakat zamanla patolojik gelişmelere bağlı olarak çıkık oluştuğu kabul edilerek adı Gelişimsel Kalça Displazisi (GKD) olarak değiştirilmiştir. Kalça eklemindeki uyumsuzluk üç şekilde ortaya çıkabilir:

  1. Dislokasyon (tam çıkık): Kalça eklemi yüzleri arasında  temasın olmadığı tam bir çıkık durumudur.
  2. Subluksayon (yarı çıkık): Eklem yüzleri arasında tam olmayan, sınırlı bir temas vardır.
  3. Displazi (yetersiz gelişme): Kalça ekleminin yuva yapısını oluşturan asetabulumun yetersiz olarak gelişmesi durumudur.

Görülme sıklığı: Yaklaşık 1000 doğumda 1 oranında görülür.

Hastalığın Etkilenme şekli

    • GKÇ, ilerleyen, anatomik elemanlarda zaman içinde değişikliklere neden olan ve displaziden başlayıp zamanla tam çıkık haline gelen bir klinik tablodur. Süreç içinde oluşan anatomik değişiklikler ilerleyicidir.
    • Hamilelik sırasında rahim içi problemlerden dolayı sık görülmekler beraber, özellikle doğum sonrası kundak yapılması da sık olarak kalça çıkığıma yol açmaktadır.

Tanı:

Erken tanı çok önemlidir. Özellikle yeni doğan döneminde tanı konulması, tedaviye erken başlanması ve sekellerin engellenmesi açısından önemlidir. Erken tanı konulmasında pratisyen hekimler ve pediatristlerin önemli sorumlulukları vardır. Başlangıçta, aile öyküsü ve doğumun nasıl gerçekleştiği sorgulanmalıdır. Ailede GKD varlığı, doğumda makat gelişi, kundak uygulaması oldukça uyarıcı bilgilerdir. Fizik muayene ve görüntüleme yöntemleri ile tanı konur. Yenidoğan dönemde bebekler mutlaka bir çocuk doktoruna kalça muayenesi için götürülmeli, şüpheli belirtiler varsa mutlaka ultrasonografi yapılmalıdır.

Tedavi:

Tedaviye tanı konulur konulmaz başlanır. Tedavi yaşlara göre değişir. 0-6 aylık dönem kalça çıkığı veya gelişimsel kalça displazisi olan bebeklerin tedavisinde altın dönemdir. Bu dönemde basit bandajlar ile hiçbir sekel kalmadan tedavi şansı 100% e yakındır. O nedenle; bu dönemde bebeklere en az 1 kez ortopedi uzmanı tarafından kalça muayenesi yapılmalıdır.

6-18 ay tedavi daha zorlaşır ancak yinede başarının oldukça yüksek olduğu bir dönemdir. Bu dönemde çocuklara anestezi altında ya açmadan ya da açık ameliyat ile tedavi uygulanır. Başarı şansı yüksektir.

1.5 yaş –ileri yaş

Bu dönem, kalça çıkığı olan çocukların tedavisinde en şanssız dönemdir. Bu zamana kadar, kalça çıkığı fark edilmeyen veya çeşitli sebeplerle doktora getirilmeyen bu yaştaki çocukların tedavisi oldukça zordur ve çeşitli problemlerle karşılaşılmaktadır. Maalesef ameliyat edilseler bile; hayat boyu rahatsız olacakları bazı problemler ile karşılaşabilirler. Ancak, bu dönemdeki çocukların da mutlaka tedaviye ihtiyaçları vardır. Tedavi edilmedikleri takdirde, yaşamlarını zorlukla ve yardımla sürdürebilirler.

UZUV KISALIKLARI VE CÜCELİĞİN TEDAVİSİ VAR MIDIR?

NASIL TEDAVİ EDİLİRLER?

Yaşına göre benzerlerinden kısa olan veya erişkinlerde boyu 1.4-1.5 metreyi geçmeyen insanlara cüce denir. Çocuklar bazen 16 yaşına kadar büyümede gecikme gösterebilirler

Ayrıca bazı hastalıkların örneğin diyabet, konjenital kalp hastalıkları ve böbrek hastalıklarının seyrinde de büyüme ve gelişme kusurlarına rastlanabilir.

Bunun yanında, kırıklar, kemik iltihapları, tümörler gibi kemik kısalıkları da insanlar için büyük öneme haizdir. Gerek esas hastalık, gerekse bu hastalığa bağlı gelişen kısalık nedeniyle hastalar uzuvlarını kullanamazlar. Bu sebeplerle, kemiğin uzatılması gerekmektedir. Gerek uzuv uzatılması, gerekse cücelerde boy uzatılması işlemi; 1950’ li yıllarda bir Rus Ortopedist olan Dr. İlizarov ‘ un dünyaya tanıttığı yöntemle yapılmaktadır. Bu yöntemle hastanın kemikleri bir defada 10 cm’e kadar, cücelerde ise, boyları birkaç işlemle 35-40 cm’e kadar uzatılabilmektedir.

Kemikler, kemikten geçirilmiş tel ve vidalara bağlanan çember şeklindeki bir cihaz yardımı ile günde 1 mm olarak uzatılmaktadır.

TEDAVİNİN SORUNLARI NELERDİR?

Oldukça mucizevi bir yöntem olmakla beraber, pek çok sorunla karşılaşılmaktadır. Öncelikle aylarca sürecek bir tedaviye hem hasta hem de ailesi hazırlıklı olmalıdır. Bunun yanında, kemikten geçen tel ve vidalarda iltihap, kemik iltihabı, uzatılan kemik bölgesinde yeterli kemik dokusunun elde edilememesi ve cilt yaralanmaları gibi önemli sorunlarla karşılaşılabilir.

ESTETİK AMAÇLI BOY UZATMA YAPILIYORMU?

Yapan ortopedistler bulunmakla birlikte, oldukça ağır problemlerle karşılaşıldığından kişisel olarak yapmıyor ve hastalara tavsiye etmiyorum.