0544 245 6365 / 0212 232 2526

trao

Yediden 77’e Diz Hastalıkları

Doğumdan başlayarak diz ekleminin pek çok hastalığı ile karşılaşmak mümkündür. Ancak bu sayfamızda en sık görülen diz hastalıkları ve tedavisinden bahsedilecektir.

Doğumsal diz hastalıkları

Doğumsal kaynaklı diz hastalıklarının başında quadriceps tendon kısalıkları ve patella çıkıkları gelmektedir. Her iki durumda da quadriceps tendonu kısadır. Bunun sonucunda da patella sürekli çıkık konumdadır. Dizin hem fleksiyon hem de ekstansiyon hareketinde,  patella çıkık olup dizin yan tarafında sabit pozisyondadır. Tedavisinde erken dönemde egzersiz nadiren iyi sonuç verir. Genellikle quadriceps tendonunun, cerrahi yöntemle uzatılması gerekir. Bunun dışında fibuler hemimeli, tibial hemimeli ve PFFD vakalarında, ön çapraz bağ eksikliğinden dolayı diz çıkığı da bulunduğundan diz ekleminin ayrıca tedavisi gerekir.

Septik artrit ve osteomyelit

Yenidoğan ve çocukluk çağında eklem ve kemik enfeksiyonları en sık olarak diz eklemi ve çevresine yerleşim gösterir.  Kalça ekleminde olduğu gibi bakterinin kan yolu ile yerkeşmesi sonucunda meydana gelir. Önce ağrı, ateş ve dizini hareket ettirememe şikayeti olur. Daha sonra eklem bölgesinde ısı artışı ve şişlik artar. Laboratuvar bulguları (Lökosit, CRP, Sed) çok yükselmiştir. Ponksiyonla bakterinin görülmesi ile tanı konur. Tedavi cerrahi ile eklem içindeki pürülan mayinin boşaltılmasıdır.

Kıkırdak kayıpları

Erişkin çağda görülen diz hastalıklarından biridir. Ani ve şiddetli bir travma veya tekrarlayan zorlayıcı hareketlerden sonra meydana gelir. Eklemdeki kıkırdak yüzeylerde basit bozulmadan kemiğe kadar ilerleyen derin kıkırdak kayıplarına varacak kadar çeşitli derecelerde kıkırdak kaybı olabilir. Kıkırdak parçanın tamamen kemik yatağından ayrılması en ağır formu olup, osteokondritis dissekans (eklem faresi) denmektedir. Basit kıkırdak hasarlarının tedavisinde hyaluronik asit dediğimiz kıkırdağı güçlendiren ve diz eklemindeki kayganlığı artıran iğneler yapılabilir. Ancak bu iğnelerin şifa süresi hastadan hastaya değişmekle beraber 1 yılı geçmemekte, tekrarlanması gerekmektedir. Daha ağır kıkırdak kayıplarının tedavisinde, kıkırdak yüzeyde drilleme (mikrokırık), kıkırdak nakli (mozaikplasti) ve kıkırdak hücre kültürü nakli (otolog kondrosit implantasyonu) gibi kıkırdak kaybının derecesine göre farklı yöntemler kullanılmaktadır. Bu yöntemler artroskopi yardımıyla uygulandığından hastaya oldukça az zarar verilmektedir. Bunun sonucunda hasta çok kısa sürede günlük aktivitelerine geri dönebilmektedir.

Spor yaralanmaları

Günümüzde spor yapanların artması ve sporun toplumda yaygın bir hobi haline gelmesiyle birlikte, spor yaralanmalarına da daha sık olarak rastlamaktayız. En sık görülen spor yaralanmaları menisküs yırtıkları ve ön çapraz bağ yırtığıdır. Artroskopik cerrahinin en sık kullanıldığı bu hastalıkların tedavisinde; genellikle genç ve aktif spora devam etmek isteyen hastalarda menisküsün dikilmesi ve tamiri tercih edilmektedir. Aynı zamanda ön çapraz bağ yırtığı varsa, patellar tendon veya hamstring dediğimiz ve hastanın kendisinden alınan greftlerle yırtık olan ön çapraz bağın yerine yeni bir bağ yapılır ki, buna ön çapraz bağ rekonstrüksiyonu denmektedir. Hem menisküs tamiri hem de ön çapraz bağ rekonstrüksiyonu ameliyatlarının sonuçları oldukça tatmin edicidir.

Kırıklar   

Şehirleşmenin artması, günlük hayatta trafik kazalarının artmasına sebep olmaktadır. Bu kazaların sonucunda ölüm yanında sakatlık bırakabilen kemik kırıkları da görülebilmektedir. Bu kırıklar içinde, diz bölgesi kalçadan sonra en sık görülen kırıklardır. Bu bölgenin önemli bir özelliği, eklem içi ve kıkırdağı ilgilendiren kırıklar olduğundan, tedavisi oldukça güç ve problemli olabilmesidir. Kıkırdak yaralanmasının eşlik ettiği diz bölgesi kırıklarında, eklem yüzü açılarak tam bir anatomik tamir yapılmalıdır. Ardından kırık bölgesi güçlü bir şekilde tespit edilmeli ve diz eklemine erken hareket başlanmalıdır. Aksi takdirde, hem kırığın kaynamasında hem de diz ekleminin hareketinde ciddi problemlerle karşılaşmak mümkündür.

Gonartroz

Gerek yurt dışında gerekse ülkemizde gonartroz dediğimiz dizde kireçlenme kalça ekleminin artrozuna göre daha sıklıkla görülmektedir. Diz ekleminin kalçaya göre daha korunaksız olması ve biomekanik yüklenmelere daha fazla maruz kalması, obesitenin (aşırı kilo) diz eklemine daha fazla yük bindirmesi ve spor-egzersiz gibi faaliyetlerin pek yapılmaması diz eklemindeki harabiyeti artırmaktadır. Bunu yanında romatizmal hastalıkları (romatoid artrit vb), metabolik hastalıklar (Gaucher vb), bazı kan hastalıkları (hemofili vb.) ve travma sonrası eklem yüzünün bozulması gibi durumlarda da gonartroz görülebilir. Hastalarda ağrı, hareket kısıtlılığı ve eve-yatağa bağımlılık en önemli şikayettir.  Bu hastalığın tedavisinde, eklemin tamamen harap olup olmaması önemlidir.

Eklemin tamamın harabiyetinde total diz protezi ameliyatı yapılmalıdır. Bu şekilde bozulan kıkırdak yüzeyler çıkarılarak metal implantlar yerleştirilmekte, ağrı ortadan kalktığı için hasta rahat bir şekilde günlük aktivitelerine geri dönebilmektedir. Eklemin bir yarısının harap olur, diğer yarısının sağlam kaldığı hastalarda ise yarım protez (unikondiler) yapılması tercih edilebilir. Çünkü amaç ağrıyı geçirip hastayı normal günlük aktivitelerine geri döndürmek olduğundan, sağlam kıkırdak yapısı korunmuş olur. 60 yaşından daha genç hastalarda ise, kemiğin kesilerek yeniden dizilim sağlanması ile hiç protez yapmadan da tedavi etmek mümkündür. Özellikle orta yaştaki, aktif spor yapan ve dinamik hastalarda yüksek tibial osteotomi dediğimiz bu yöntem tercih edilmektedir.